1.281 Okundu

Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar

40 yıl boyunca sinsice hesaplar yapar, planlar kurarsın,

40 yıl boyunca devşirdiğin insanları bin bir türlü hayvanat ve nebatat karakterine büründürürsün,

40 yıl boyunca devşirdiğin o hominidleri, insanımsıları bu ülkenin kalbine, beyin hücrelerine sızdırırsın.

Astronomiden, tabiattan isim ve rumuzlar alır, cin ve şeytanlar gibi, arş-ı âlâdan kelime ve işaretler aparmaya kalkışır ve onları, kahinler gibi uydurma ve yalanlar ile bezer, kirli ve çirkef kokan ihanet planlarına örtü edinirsin.

Kibirde şeytanı bile geride bırakarak, Allah’ın iradesi ve tercihini yanlışlamaya cüret eder, neredeyse kendini peygamber olarak (haşa) O’na dayatmaya varacak derecede küstahlığın zirvesine çıkarsın.

Bir taraftan, miskin, münzevi, fakir, derviş pozlara bürünür, minber ve kürsülerde, iki gözü iki çeşme, sümük salya takva satar, öbür taraftan, insanların mahrem odalarına saldığın devşirilmiş casuslarının marifetiyle edindiğin kasetleri izleyecek kadar çirkefleşir ve şantajlara kalkışırsın.

Ahiretlik olduğunu, kitaplardan başka bir mal ve mülkünün olmadığını söyler, fakat Pensilvanya’da tapusu ABD ye ait, yüksek güvenlikli, 10 dönüm arazi içerisinde sana tahsis edilen bir malikânede yaşar ve oradan, onlarca milyar dolarlık bir sermayeyi yönetirsin.

Afrika’daki petrol rafinerisinden, bilmem neredeki altın madenlerine, ananas ticaretinden bankacılığa, futbol kulüplerinden Koç’un vergi soruşturmasındaki yolsuzluklara ve daha boyutlarını bilmediğimiz yığınla kirli ilişki ve dünyalık işlere bulaşmaktan da geri kalmazsın. Öyle ki, bu konularda Soros’a bile taş çıkartacak kadar mahir bir kapitalist ve şeytansın.

Hem sen ne hain, ne riyakâr ve ne müraisin!

Bir taraftan, “Türkçe olimpiyatları” adı altında, yabancı ülkelerden ağına düşürdüğün yavrucaklara şarkı ve türkü ezberletmek ile içeriye “milliyetçi” pozlar verirken, öbür taraftan, ülkesinin ve milletinin en gizli askeri ve iktisadi sırlarını küresel efendilerine peşkeş çekerek ihanetin dibine vuracak kadar şahsiyetsiz ve onursuz olmaktan geri kalmazsın.

Ve nihayet tıynetinin gereği olan en adi ihaneti yapmaktan içtinap etmeyerek, devşirdiğin mankurtlarını 15 Temmuz’da milletin üzerine salarak kendi ülkenin insanlarını katleder; 250 masum insanı şehit eder, binlercesini de gazi bırakırsın.

Böylelikle de ihanet damgasını ebediyen o mel’un alnına kazımış oldun (“Ebu Leheb’in iki eli kurusun! Kurudu da. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi”).

Bilmem ki, seni cinler mi, şeytanlar mı emzirdi; mayana kimler ne çaldı, hamuruna kimler ne kattı, zira sen bu toprakların evladı olamazsın.

Su ve toprak firavunu kabullenmedi. Şehit kanları ile sulanmış bu topraklar ve ilahi kader ise seni ta Amerikalara sürdü. Umarım orada ölür ve orada gömülürsün. Zira “kişi sevdikleri ile haşr olunur”; sen de sevdiklerin ile haşr olunursun.

Be hey Allah ile Allah’ı aldatmaya kalkışan zavallı mahlûk!

Sen, o zavallı beyinciğin ve etrafındaki o irili ufaklı şeytanların beyincikleri ile bu tuzakları kurarsın da, Allah’ın bundan (haşa) bigâne kalacağını ve bir tuzağının olmayacağını mı zannedersin?

İşte, o Allah’tır ki, kırk yılda bin bir hile ve desise ile kurduğunuz örümcek ağından tuzağınızı bir gecede, 15 Temmuz gecesinde, adeta küçük bir esinti ile çer-çöpe doladı da, bütün şeytanlarınızla birlikte apışıp kaldınız.

Şeytanlaştırdığın o zavallı mankurtların ise -ki hani güya senin ruhaniyetine(!) ve kutupların kutbu olduğuna iman etmiş(!) fedailerin idiler- ürkek lağım fareleri gibi hakir ve zillet içerisinde teslim oldular.

Ele geçmeyenler ise bir bir sinsice ülkeden kaçmaya başladılar.

Kıyısından köşesinden sana bulaşanlar dahi, çocuk tacizcileri gibi, utançlarından ve milletin içerisine çıkacak yüzleri olmadığından, ya evlerinden çıkamaz oldular ya da tanınmadıkları şehirlere göçmek zorunda kaldılar.

Sana gelince, sümüklü mendilini, iç çamaşırlarını yüzlerine sürmenin dahi şefaatine(!) mazhar olacaklarına inandıkları Hocaefendi (!)

Sana gelince, yüreğin varsa şayet, gel de insanların arasında bir dolaş da gör! Seni nasıl tükürükleri ile boğsunlar! Şeytan yerine koyup taşlasınlar!

Yüreğin varsa, o yüksek güvenlikli malikânenden dışarıya bir çık da gör, ey Hocaefendi (!) Bil ki Allah, hak etmediği bir değeri kimsenin yanında koymaz. Koymadı da…

Zira yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Bir Cevap Yazın