830 Okundu

Bu Pak Zafer Lekelenmesin

“Allah’ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabb’ine hamd ederek tespihte bulun ve O’ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Süresi)

Müslümanların zafer anında olmaları gereken ruh halini (ahlakını da diyebiliriz buna) belirlediğinden bu surenin verdiği mesaj çok önemli. Zira insan zayıf bir varlıktır ve en büyük zaafları da en güçlü olduğu anlarda ortaya çıkar. Gurur, kibir, öfke, istiğna ve öç alma arzusu gibi nefse ait his ve duygular bu anlarda insanın bütün benliğini istila eder, ruh ve aklını adeta dumura uğratır. En güç olan ise bu anlarda vakar ve sükuneti sağlamaktır ki asıl mümini güçlü kılan da bu ruh halidir. Harp sahasında düşmana merhamet zaafiyet doğurur ancak, zafer anında ise onu güçlü kılar. Savaşta seni öldürmeye çalışan en azılı düşmanın dahi olsa, esir alındıktan sonra, islam ona hukuk ile muameleyi emreder. Fetih ile işgal arasındaki farkı doğuran unsurlardan biri de budur. Zira mümin galip olduğunda adil ve merhametli olur.

Bu sureden anladığım şu ki Rabbimiz insanoğlunun bu zaafiyetini bildiği için, yıllardır özlemini duydukları böylesi büyük bir fetih gününde (Mekke’nin fethi) müslümanların ruh ve şuur planında bir zaafiyete düşmemeleri ve böylesi anlarda doruğa çıkan nefsin ateş, öfke ve kibrine esir olmamaları için yukarıdaki ayeti kerimeleri vahy ederek onları terbiye ediyor ve maddi plandaki bir zaferden ruh ve mana planındaki başka bir zaferin doruğuna taşıyor onları. Zira en büyük cihad nefse karşı yapılan, en büyük zaferin de nefsin karşısında elde edilen zafer olduğu islamın temel bir şiarıdır.

Ayetlerin işaret ettiği “Rabb’ini hamd, tesbih ve tövbe” gibi emir kipiyle yapılan bu tavsiyeler işte bu anlarda nefislerde tutuşan öfke ve öç alma ateşini soğutan, doruğa çıkan kibiri kıran, marifet ve gücü kendisinde gören enaniyet ve istiğnayı yok ederek gerçek gücün sahibinin Allah olduğu şuurunu ilham eden önemli telmihlerdir.

Nasr suresinden ilhamla önemine inandığım bir hassasiyeti bu acizane fikirlerle belirttikten sonra diyeceğim şu ki;

Allah’a hamdolsun, Afrin, büyük bir hasar ve masum insan kayıpları yaşanmadan başarıyla teröristlerden arındırıldı. Bu zaferden sonra, Afrin’de yeniden hayatı normalleştirmek ve emniyeti sağlayacak bir düzeni tesis etmek en az bu zafer kadar önemlidir. Bu düzenin de ancak yukarıda belirttiğim ruh hali ve hassasiyetler ile kurulabileceğine inanıyorum. Bölgedeki masum insanları rencide etmeden onların can ve mal güvenliğini sağlamak, adaleti tesis etmek, kültür ve değerlerine saygı göstermek hem inancımızın hem de kadim ahlak ve kültürümüzün bir gereğidir ki işgalcilerle aramızdaki karakter farkı da buradadır.

Bu konuda Türkiye’den yana bir endişem yok. Zira hamdolsun, gerek yöneticilerimiz gerekse de askerlerimiz bu konuda titiz bir hassasiyet içindeler. Ancak sahadan yansıyan haber ve görüntülere bakıldığında ÖSO’nun kimi unsurları hakkında bu hassasiyet ve anlayışın olduğunu söylemek zor. Sahadaki bir askerimizin benim de tanıdığım bir arkadaşına attığı mesajda, ÖSO hakkında “bunlar çok merhametsiz ve gaddarlar abi”

ifadesi de bu kanaati teyid ediyor. Yakalanan bir YPG militanının yalvararak “beni Türk askerlerine teslim edin” sözlerini ekranlarda izledik. Yine Rudav tv’de yapılan bir tartışmada kendilerince Afrin hakkında öngördükleri dört olumlu senaryodan biri “Türkiye’nin ÖSO’yu Afrin’e sokmaması ve kendi askerleri ile Afrin’e girmesi” şeklindeydi ki bütün bunlar ÖSO’ya dair endişe ve korkuları ortaya koyuyor. Yine, aslen Afrin’li olan ve bugün Afrin’in yeniden yapılandırılması konusunda Türkiye ile birlikte hareket eden kimi Suriyeli dostlarımdan edindiğim bilgi de bu yönde: Afrin halkı Türk ordusundan memnun ancak ÖSO’dan çok korkuyorlar.

ÖSO, Türk ordusu gibi nizami bir eğitim almış ve belli bir disiplin içerisinde hareket eden homojen bir yapı değil. Ayrıca;

Yıllardır devam eden kirli bir savaşın ortamında yetişmiş olmaları,

Bir çoğunda ailesini, akrabalarını, mal ve mülklerini kaybetmenin yarattığı travmaların oluşturduğu öfke ve öç alma duygusu

Yine bir çoğunun eğitim düzeyi düşük, sosyal ve medeni ilişkileri zayıf köy ve kırsal çevrelerden gelen adeta bedevi bir karaktere sahip olmaları

Bir de bazı unsurların Vahhabi-Selefi çizgiye yakın islamın ifrat yorumlarına dayalı bir ideoloji ve akıl ile hareket ettikleri gerçeği

Evet, bütün bunlar hatta daha bir çok unsur bir araya geldiğinde, ÖSO içerisinde çok ciddi sorun teşkil edecek ve Türkiye’yi de güç durumda bırakacak unsurların olduğu inkar edilemez bir realitedir.

Sadece ideolojik yönlerine bir örnek vermek istiyorum. Geçenlerde sosyal medyada şahid olmuştum. Ele geçirilen bir köyde bulunan bir türbenin haziresindeki dilek ağacı olarak kullanılan iki yaşlı ve büyük zeytin ağacını ateşe verip türbeyle alay ettikleri bir videoyu sosyal medyada paylaşmışlardı ki bu en masumu. Bundan çok daha nahoş ve vicdan sızlatan onlarca görüntü var.

Elbette bunu ÖSO’nun bütün unsurlarına teşmil etmek büyük bir iftira ve haksızlık olur. Kaldı ki bu operasyonda nasıl pervasızca ölümüne savıştıkları ve onlarca şehid vererek nasıl bir kahramanlık örneği gösterdiklerini tv ekranlarındaki görüntülerden şahid olduk. Bu zafer Türk askeri kadar onların da zaferidir, bunda şüphe yok. Ancak yukarıda belirttiğim hususlar da bir realitedir ve bu realiteyi görmezlikten gelemeyiz.

Dolayısıyla Türkiye’nin ÖSO unsurlarını çok iyi kontrol etmesi, sorunlu kişileri oradan uzak tutması ve Anadolu’nun kadim irfan ve anlayışını yansıtan bir hassasiyetle Afrin’de bir düzen inşaa etmesi gerekir. Yoksa bunların işlediği her cürüm Türkiye’ye mal olur ki bu da gayet temiz başarılan bir zaferin böyle fevri yanlışlarla lekelenmesine ve imajının zedelenmesine sebebiyet verir.

İdeolojik çevrelerin dışında Afrin halkının, Türkiye’nin Afrin’e girmesinden ve Afrin’i PKK/YPG unsurlarından temizlemesinden gayet memnun ve mesrur olduğunu sadece Türk basının yansıttıklarına bakar değil, başta Rudav tv olmak üzere, arapça yayın yapan batılı kanallar ve Arap medyasının tutumundan edindiğim izlenimlere dayanarak da söyleyebilirim. Zira operasyon başladığı günden Afrin’in ele geçirildiği günün

ertesine kadar, yaptıkları yorum ve canlı bağlantılarla, Türkiye’nin Kürtlere saldırdığı, işgalci olduğu, sivilleri katlettiği, hastane bombaladığı, zeytin ağaçlarını kestiği, köylülerin mal ve mülklerine el koyduğu gibi kara propagandalarla sürekli aleyhte bir kampanya yürüten bir çok kanal (bunların başında Rudav gelir), şimdi ise sus pus olmuş neredeyse Afrin’i unutmaya başladılar. Bu da Afrin’de giderek işlerin yoluna girdiğinin işareti ki aksi olsaydı, bire bin katarak bunu dünyaya servis ederlerdi. Ancak Rudav, ÖSO’nun ürettiği kimi nahoş malzemeleri, adeta Afrin’in genelinde yaşanan tabloymuş gibi dünyaya ve özellikle Kürt halkına servis ediyor.

Tarihi boyunca hep imar etmiş, düzen kurmuş bir milletin, uzun bir aradan sonra bu ilk ciddi tecrübesi olacak Afrin. Afrin’de başarılı, adil, işleyen bir düzen kurduğumuzda bu Suriye’nin diğer bölgelerine hatta Suriye’de kurulacak merkezi bir yönetime de model olabilir.

Rabbim muvaffak kılsın.

Bir Cevap Yazın